Kaş yaparken göz çıkarmak atasözü mü deyim mi ?

Berk

New member
Kaş Yaparken Göz Çıkarmak: Atasözü Mü, Deyim Mi?

Forumdaşlar, bu konu üzerinde düşünmeden geçmek pek de kolay değil. Hepimiz dilin ve kültürün ne kadar güçlü bir etkiye sahip olduğunu biliriz; ancak her kelime ya da deyim, üzerimizde kalıcı izler bırakır. Bugün ele alacağımız "Kaş yaparken göz çıkarmak" konusu, hem dilin hem de toplumsal bakış açılarıyla karşımıza çıkıyor. Hepimizin aşina olduğu, sıkça duyduğumuz bu ifade, sadece dilsel bir formül değil, aynı zamanda yaşam tarzını, problem çözme yaklaşımlarını, hatta toplumsal rollerin nasıl şekillendiğini gösteren bir pencere. Hadi gelin, bu deyimi ya da atasözünü masaya yatıralım ve derinlemesine inceleyelim.

‘Kaş Yaparken Göz Çıkarmak’ Gerçekten Ne Anlama Geliyor?

Öncelikle, "Kaş yaparken göz çıkarmak" ifadesinin temel anlamını açıklığa kavuşturalım. Bu deyim, bazen kendi çıkarlarını sağlamak uğruna gereksiz ve zararlı bir adım atmak anlamında kullanılır. Yani, bir problemi çözmek ya da bir amacı gerçekleştirmek için yapılan eylemin, o amacın tam tersi sonuçlar doğurması durumu söz konusu. Bu deyimi bir örnekle pekiştirecek olursak, bir insanın iş yerinde terfi almak için bir arkadaşını sabotaj yaparak ortadan kaldırmaya çalışması, kısa vadede amacına hizmet etse de, uzun vadede hem iş ilişkilerini hem de profesyonel itibarını zedeleyebilir.

Bu durumu herkes kendi kişisel bakış açısıyla değerlendirebilir; fakat burada önemli olan bir soruya dikkat çekmektir: Peki ya gerçekten bu deyimi doğru kullanıyor muyuz? Tüm dilsel ve kültürel bağlamlardan soyutlanmış bir şekilde ele alırsak, "Kaş yaparken göz çıkarmak", toplumun geneline yayılmış olumsuz bir bakış açısını mı yansıtıyor, yoksa aslında doğru stratejik adımların temelini mi atıyor?

Erkekler ve Kadınlar: Farklı Bakış Açıları, Aynı Sonuç?

Bu deyimi, toplumsal cinsiyet rollerinden bağımsız incelemek zor. Erkekler ve kadınlar arasındaki farklı stratejik düşünme biçimlerini göz önünde bulundurursak, bu deyim daha da ilginç hale geliyor. Erkekler genellikle daha stratejik ve çözüm odaklı düşünme eğilimindedir. Bu, bir erkeğin, amacına ulaşmak için her türlü yolu denemesi, bazen o anın getirdiği fırsatları göz ardı etmesine neden olabilir. Onlar için, "kaş yapmak" yani büyük bir hedefi başarmak önemliyken, göz çıkarmak, yani kısa vadeli zararlar görmek, aslında kabul edilebilir bir bedel olabilir.

Kadınlar ise genellikle daha empatik ve insan odaklı yaklaşır. Bir kadının problem çözme biçimi, genellikle çevresel ve toplumsal dengeyi gözetir. Bu sebeple, "Kaş yaparken göz çıkarmak" deyimini bir kadın için uygulamak, daha fazla içsel çatışmalar yaratabilir. Kadınlar, hedeflerine ulaşırken başkalarına zarar vermekten kaçınabilir, bu yüzden bu deyimi çok daha dikkatli ve belki de daha az yaygın şekilde kullanırlar.

Bu iki bakış açısının dengelenmesi, toplumsal rollerin ötesinde, bireysel stratejilerin daha çok ön plana çıkmasını sağlar. Erkeklerin stratejik düşünceyi ve kadının empatiyi harmanlayarak, daha bilinçli bir hareket alanı yaratmak mümkün müdür?

Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği ve Bu Deyimin Arkasındaki Gizli Mesajlar

Bana kalırsa, "Kaş yaparken göz çıkarmak" deyimi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dair gizli mesajlar da barındırıyor. Erkeklerin stratejik düşünme tarzının toplumda ödüllendirildiği bir ortamda, kadının daha duygusal ve insana odaklı yaklaşımının genellikle göz ardı edilmesi, bu deyimin yanlış anlaşılmasına yol açabiliyor. Erkeklerin, hedeflerine ulaşmak için daha fazla risk aldıkları ve bu riskin başarıya dönüştüğü kabul edilirken, kadınların empatik ve dikkatli yaklaşımları bazen "geri kalmışlık" olarak algılanabiliyor.

Aslında, bu deyim hem bireysel hem de toplumsal düzeyde çeşitli eleştiriler almaya aday bir ifadedir. İnsanın yapmaya çalıştığı her şeyi dengelemesi gerektiği, hem hedeflerin hem de değerlerin gözetilmesi gerektiği bir dönemde, bu deyimi kullanmak ne kadar anlamlı olabilir?

Provoke Edici Bir Soruyla Tartışma Başlatmak

İşte şimdi esas soruya geliyoruz: “Kaş yaparken göz çıkarmak” deyimi gerçekten de doğru bir strateji mi? Zaman zaman, stratejik bir adım atarken çevremizdeki insanlara zarar vermek, bizi amacımıza daha hızlı ulaştırabilir. Peki, bu noktada etik sınırlarını ne kadar esnetebiliriz? Başarı için her şeyin mübah olduğu bir dünyada, bu deyimi savunmak doğru mu?

Erkeklerin ve kadınların strateji ve empati arasında bir denge kurması gerektiği bir çağda, bu deyimin geçmişin geri kalmış bakış açılarını yansıttığını ve yeni dünya düzeninde yerinin olmadığını savunuyor musunuz? Ya da, aslında bu deyimin arkasındaki pragmatik gerçekliklere saygı duyarak, sadece doğru stratejiyle ilerlemenin her zaman kazanç sağladığını mı düşünüyorsunuz?

Bu soruların cevabını merak ediyorum, çünkü hepimizin kendi bakış açısı, gündelik hayatımızda karşılaştığımız zorlukları nasıl çözdüğümüzü belirliyor. Kaş yaparken göz çıkaranların sonuçları, gerçekten bekledikleri gibi mi oluyor, yoksa bir noktada kendilerini daha büyük bir tuzağın içinde buluyorlar mı?

Hadi tartışalım…